ceviz

cevizi mutfakta hep biliyorum ama her seferinde yeniden tanıyorum.
biraz ağır, biraz ciddi; ama doğru yerini buldu mu sessizce işi çözüyor.
öyle her şeye karışmak istemiyor.
davet edilince geliyor.

ilk kırıldığında çıkan ses bile acele sevmiyor.
kabukla uğraşmak gerekiyor; o da sabırsızı sevmiyor zaten.

evde cevizle kurduğum ilişki

ceviz bende genelde “son dokunuş” gibi duruyor.
yemeği taşıyan ana şey değil ama onsuz da eksik kalıyor.

salatanın üstüne serpilince,
yoğurdun içine girdiğinde,
bir dilim ekmeğin üstünde zeytinyağıyla buluştuğunda…

fazlası yoruyor, azı kayboluyor.
denge istiyor.

mutfakta gündelik kullanımı

  • yeşil salatalarda limonlu, zeytinyağlı tatlara eşlik ediyor
  • yoğurtlu mezelerde dokuyu taşıyor
  • çorbalarda üst malzeme olarak kullanıldığında yumuşak tatları toparlıyor
  • tatlılarda ise başrol değil, derinlik katıyor

ısıyı seviyor ama uzun süre kavrulmayı sevmiyor.
bir anlık temas yetiyor.

kendime notlar — ceviz

besin değeri ve faydaları

  • sağlıklı yağlar (özellikle omega-3) içerir
  • uzun süre tok tutar
  • yoğun aroması sayesinde az miktar yeterlidir

saklama

  • kabuklu ceviz serin ve kuru yerde uzun süre dayanır
  • kırılmış ceviz buzdolabında, hava almayan kapta saklanmalı
  • sıcak ortamda acılaşır, kokusu değişir

kullanım ipuçları

  • doğrudan yemekten önce değil, servis anında eklemek daha iyi sonuç verir
  • hafifçe tavada çevirmek aromasını açar ama yakmamaya dikkat
  • tatlılarda şeker oranını düşürürken dengeleyici olur

sevmediğim hâlleri

  • fazla kavrulmuş
  • bayatlamış
  • yemeğin önüne geçen kadar bol kullanılmış

kullanım uyarıları

  • alerjen bir üründür, dikkatli tüketilmeli
  • fazla tüketildiğinde mideyi yorabilir
  • acılaşmış ceviz kullanılmamalıdır

ceviz bende şunu hatırlatıyor:
her şey bol olmak zorunda değil.
bazı şeyler az olunca daha yerinde duruyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top